ÇİN FELSEFESİ - Yin&Yang



Yin ve Yang tanrı değildir, iyi yada kötü ruhlar da değildir. En basit halleriyle oldukları gibidirler ve hiç bir dini anlam taşımazlar. Bunun sonucu olarak evren de öyledir. Yin yang sembolünün kökleri, antik Çin'e dek uzanır; bu sembolde Çin felsefesinin özü saklıdır. Yin ve yangın, zamanın başlangıcında, büyük evrensel karanlık ve hiçlik bir şimşek çakmasıyla bölündüğü anda doğduğuna inanılır. Bu bölünmeden sonra ağır ve karanlık olan her şey yin oldu. Şimşeğin aydınlattığı her şey, parlak ve ağırlıksızdı, ve yang oldu.
İnsanoğlu bünyesinde hem yin hem de yangı taşımakla birlikte, erkekler daha yang, kadınlar daha yindir.

YİN ; Soğuk, edilgen, karanlık. YANG; sıcak, etken, ışık olarak kabul edilir.
Yin ve yang arasındaki denge, doğumumuzla birlikte ortaya çıkan bir olgudur. Her durumda, ağırlıklı olarak yin ya da yang da olsak, sürekli olarak değişen ve içimizde mücadele veren yin ve yang'ın birleşimiyizdir. Bunlarda birinin, içimizde belli bir sınırın ötesine geçmesine izin vermek demek, dengemizi bozacak güçlere maruz kalmak demektir. Yin ve yang arasında hassas biçimde ayarlanmış bu denge bütün yaşamı kapsar. Kendi bedenimiz ve özümüzde bütün evrenin bir minyatürü bulunmaktadır. Yalnızca fiziki evren değil,bütün tanrı ve tanrıçalar da bizim içimizdedir. TAO düşüncesi, 'bizim evren, evrenin de biz' olduğunu savunur.

TAOcu görüşe göre hepimiz biriz ve aynı zamanda, bütün evrende değişimi dengeleyici merkez olan gök, yer ve insanlık üçlemesinin bir bacağıyız. Dünya bizlerin yaptıkları ve yapmadıklarından ibarettir.

Uyum ve denge uğruna çabalarımızın amacı, bütün mücadelelerin sona erdiği bir yere ve zamana ulaşmak değildir. Uyum ve dengeyi aramak, yaşamın devindirici gücü ve dr amasını sürekli olarak var etmeye çalışmaktır.

Çin'in varoluş modeli, bütün maddi yaşamı oluşturduğuna inanılan beş element, ağaç, ateş, toprak, metal ve su üzerine kuruludur. Bu beş element hem birbirlerini var eder hem de yok ederler.

Değişmez dört etken dışında (doğduğumuz an,erkek yada kadın oluşumuz, ailemizin varlıklı ya da yoksul oluşu,sağlığımızın genel durumu) yazgımız temel olarak bizim elimizdedir. Bu etkenlerin dışında hiç bir şey sabit değildir. Bu değişim yaşamın ta kendisi olan ve hiç durmayan değişimin sınırları içinde kalan bir değişimdir. Yani değişim, varoluşun yegane değişmez özelliğidir. Geçmekte, ölmekte ya da gitmekte olana tutunmaya çalışanı, büyük mutsuzluklar ve hayal kırıklıkları bekler. Yin yang kutuplaşmasının vurguladığı yaşam ikilemini en doğru kavrayan her halde değişim konusudur. Değişim varoluşıun gerçek özüdür. Bugün bilinen, dünün geçmiş olduğudur.

Her şeyi silip süpüren değişim akıntısına kendinizi bırakmayı ve onunla akmayı öğrendiğinizde ve bu yolu izlemeye başladığınızda, yin ve yangın gözünden göründüğü biçimiyle dünyanın gerçek derinliğini anlamaya yaklaşıyorsunuz demektir.