| ALEM Dergisinin Emin Boztepe ve
Jacqueline Bisset ile yaptığı Söyleşi |
20 Haziran
2001 Yıl:9 Sayı: 2001/25
DÜNYACA ÜNLÜ BİR STAR VE KALBİNİ ÇALAN TÜRK
JACQUELINE BISSET - EMIN BOZTEPE İLE İŞVE ÖZEL YAŞAMLARINA
DAİR SICAK BİR SÖYLEŞİ. ELBETTE VE YİNE SADECE ALEM'E ÖZEL...
Geçtiğimiz hafta Istanbul'a gelen dünyaca ünlü film aktristi
Jacqueline Bisset ve 7 yıldır sevgilisi olan Dövüş Sanatı'nda
dünyanın en önemli ismi olarak adı geçen Emin Boztepe İstanbul'daydı.
İkisi de alanlarında starlaşmış birer isim olan Bisset ve
Boztepe basın ile görüşmeme kararlarına karşın kendileriyle
röportaj isteğimize sıcak bakarak Taksim'de kaldıkları Otel'de
sorularımızı cevaplandırdılar. 1977 yılındaki 'The Deep' filminde
sualtı yüzme sahneleriyle bir 'Islak T-shirt' çılgınlığı başlatan
ve Newsweek Dergisi tarafından 'Bütün zamanların en güzel
aktristi' olarak açıklanan güzel yıldız bu kendisinin pek
hoşlanmadığı seksi kadın imajını zaman içerisinde değiştirerek
özellikle 'Rich and Famous' filmindeki performansıyla ve daha
ciddi rolleriyle Amerika'nın ve dünyanın hafizasına yerleşti.
Birçok kez Altın Küre'ye aday gösterildi. Çok sayıda film
çekmeye devam eden, film festivallerinin, ödül törenlerinin
ve galaların gözde isimlerinden biri olan Bisset ile Boztepe
aşkı uzun süredir dünya basınının gündeminde de önemli bir
yer tutuyor. Emin Boztepe ise Almanya'da önce yabancı düşmanlığına
karşı kendini savunmak amacıyla başladığı dövüş sanatı Wing
Tzun'da inanılmaz bir başarı sergileyerek bu konuda dünyadaki
en önemli noktaya gelmeyi başarmış bir isim. Kendisine gelen
film tekliflerini yılda 160 gün uçtuğu ve dünyanın dört biryanında
ve yüzlerce şehirde olduğu için geri çeviren Emin Boztepe,
yavaş yavaş sıcak bakmaya başladığı sinemaya bir anda girmeye
ve Van Damme'ı dünya çapındaki tahtından etmeye hazırlanıyor.
Emin Bey biraz kendinizden sözeder misiniz? Wing Tzun'a
başlamanız nasıl oldu?
Emin Boztepe bir gurbetçi çocuğudur. 1962'de Eskişehir kazası
olan Çifteler'de doğdum. 1966'da rahmetli babam Almanya'ya
götürdü bizi. Kendisi 1964'te göçmen olmuştu. Daha sonra birkaç
yıllığına köye geri götürdü bizi. O köy yıllarını hiç unutmam.
çünkü kalbimde taşıyorum. Anadolu çocuğuyuz. Herşeyi yapmıştık
zamanında; inek güt, koyun güt, yani tam bir köy hayatı yaşamıştık.
Politik anlamda milliyetçilik değil ama vatan sevgisi anlamında
milliyetçilik o günlerden geliyor benim için. 6-7 yaşımdaki
günlerimi unutamıyorum. Almanya'da doğup büyüyen ya da çok
küçük yaşta oraya giden gençler şimdi köy hayatını bilmiyorlar.
İstanbul'u çok seviyorum ama asıl Türkiye benim için Anadolu'dur,
köy hayatıdır. İstanbul gece hayatıyla ve kozmopolitliğiyle
neredeyse New York'u da geçmiş gibi görünüyor.
Ben 36 yıldır hep yabancı ülkelerdeyim. Okula başladığım yıllardan
itibaren Türk olduğum için diğer öğrencilerden baskı görüyordum.
Yabancı düşmanlığı Almanya'da had safhadaydı. Neredeyse her
günümüz kavgayla geçiyordu. Ben bu kavgalarda kendimi savunabilmek
için tekvando, karate, Wing Tzun gibi dövüş tekniklerini öğrendim.
Bu çok iyi bir şey değil ama Almanya'da daha 17-18 yaşlarımdayken
'dazlaklar'la yaptığımız sokak kavgalarında adım neredeyse
bütün Almanya'da tanınmıştı. Bu arada kendi isteğimin dışında
biraz da geleneklerin baskısıyla hiç tanımadığım biriyle evlenmeye
zorlandım. Dışarıda yabancı düşmanlarıyla kavgalar, evde ise
aileyle olan anlaşmazlıklar çok agresif yapmıştı beni. Yani
ne evde ne de dışarda huzur bulabiliyordum. Ben dövüş felsefesine
ve tümüyle zekayla ilgili bir spor olan Wing Tzun üzerine
eğildikçe, bunlarla ilgili okumaya ve düşünmeye başladıkça
aradığım huzuru buldum. Turnuva dövüş sporlarında bu işin
felsefesinin çok üzerinde durulmuyor. Orada ya sağ yumruğun
iyi, ya sağ tekmen iyi müsabakaya girip bunlarla puan almaya
çalışıyorsun. O bir spor olarak görülüyor ama felsefesi kayboluyor.
Aikido da çok önemli bir dövüş sanatı fakat sokak kavgalarında
bir işe yaramıyor. Wing Tzun çok güçlü olmayı da gerektirmeyen
rakibinizi aklınızla ve zekanızla yenebildiğiniz bir spor.
Wing Tzun konusunda dünya çapında saygı gören ve hayranlık
duyulan bir ustasınız. Bu nasıl oldu?
Evet 21 yıldır profesyonelim. 17 yıldır dünya çapında seminer
veriyorum. Şu son 10 yıldır dünyanın 260 şehri arasında mekik
dokuyorum. En azından 160 sefer uçaktayım. Birleşik Amerika,
Kanada, İspanya, Fransa, Avrupa'nın diğer ülkeleri ve bir
sürü şehir. Sadece şu an içinde bulunduğum organizasyonla
65 ülkedeyiz. Emin Boztepe olarak dünya çapında üstadlarımdan
daha çok tanınmış durumdayım. Birden bire ortaya çıkan biri
değilim sonuçta. Belli bir geçmişim var ve tabii bu Avrupa
basınının da çok ilgisini çekiyor. Avrupa'da özellikle Almanya'da
yeni yetişen, özellikle benden sonraki kuşakta işlerinde çok
başarılı, dikkat çeken pek çok Türk genci var. Ama büyük çoğunluğu,
Türkiye'deki ortamdan, özellikle baskı altında olmaktan korktukları
için ürkmüş durumdalar. Ama yeni yeni yetişen Türk gençleri
arasında, örneğin benim oğlum gibi vatanınıçok seven kişiler
de var.
Oğlunuz kaç yaşında? Onun da bu Wing Tzun'a ilgisi var
mı?
Oğlum 17 yaşında. O'nun stili daha bir 'breakdans'a benziyor.
Ayakları havada tek eli üzerinde şınav çekiyor. Benden daha
güçlü... Onlar daha modern şeylerle ilgileniyor.
İstanbul'u nasıl buluyorsunuz?
Bu arada ben bütün dünyayı gezerken kimi zaman da İstanbul'a
uğruyorum. Her gelişimde İstanbul'un biraz daha geliştiğini
görüyorum. Bakıyorum bayanlar Amerika'daki bayanlardan çok
daha güzel ve şıklar. Erkekler de daha güzel giyiniyorlar.
Çok kozmopolit bir yer olmuş İstanbul. O yüzden ben de gelecek
bir yıl içinde burada bir yer almayı düşünüyorum. Geldiğimde
hep otellerde kalıyorum. Bir yerim olsun istiyorum. böylece
daha çok gelme imkanımız da oluşur.
Size çeşitli zamanlarda film teklifleri yapılmış. Bir
Van Damme alternatifi olmanız sözkonusu mu sinemada?
Almanya'da ve Amerika'da birkaç filmde oynadım. Ama ben devamlı
yolcuyum. Jacqueline vasıtasıyla çok büyük prodükterlerle
de tanışıyorum. Hepsiyle de aramız çok iyi fakat benim takvimimi
gördüklerinde gözleri yuvalarından oynuyor. Benim de takvimimi
değiştirmem bu aralar çok zor. Ama yılda 160 gün uçakta olan
birisiyle kim nasıl film çekebilir ki? Ama bir ara verip film
çekmeyi de düşünüyorum. Artık yavaş yavaş sinema dünyasında
da bir şeyler yapmak istiyorum. Dövüş sanatı tüm hayatım olduğu
için bütün enerjim oraya gitti. Bir senaryo üzerinde çalışıyorum
şu aralar. Bu benim hayatımı anlatacak bir film olacak ve
gençliğimi de oğlum oynayacak. Bu arada soyadım Boztepe'nin
İngilizcesiyle Greyhills Enterprice'ı kurduk. Almanya'da da
Greyhills Europe'u kurduk. Şimdi de Türkiye'de Greyhills Türkiye'yi
kuracağız. Bu şirketler vasıtasıyla videolarımızı dünyanın
dört bir yanına pazarlıyoruz. Ama ben Aksiyon filmlerinde
oynamaktansa dramatik oyunculuğu tercih ederim. Ve eğer aksiyon
filmlerinde oynarsam bu sayede kendi filmlerimi seçme şansım
da daha fazla olacaktır. Ve ben daha ziyade karakter rollerinde
oynamak istiyorum.
Jacqueline Hanım siz İstanbul'u nasıl buluyorsunuz?
İstanbul'u çok seviyorum. Bence İstanbul çok büyüleyici bir
şehir. Burada pek çok restorana gittik ve şunu söyleyebilirim
ki çok uluslararası düzeyde yerler buralar. Tabii ben Türk
yemekleri yapan yerleri daha çok tercih ediyorum.
Emin Bey'le nasıl tanıştınız?
Nasıl başlasam bilmiyorum. Los Angelas'ta bir arkadaşın vasıtasıyla
tanıştım. O arkadaşımla yemek yiyorduk. Bir arkadaşım gelip
bizimle yemek yemek istiyor dedi. Hayır kimsenin olmasını
istemiyorum, sadece seninle konuşup dertleşmek istiyorum dedim.
Arkadaşım 'hayır hayır arkadaşım sadece bir bardak kahve içmek
için gelecek dedi. Arkadaşımla yemeğe gittim. Sohbet ediyorduk
ve Emin'i gördüm. 'Ne hoş adam' dedim. Masaya gelip bize katıldı.
Hala çok hoş ve ilginç. Ondan sonrasını biliyorsunuz. 7 yıldır
beraberiz.
Hollywood'taki gündelik yaşamı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hollywood pekçok şeyi içinde barındırır. Hollywood imaji
sürmektedir. Sadece show için bu hayatı seçersiniz. Oysa benim
hayatım gerçek. Bir evde yaşıyorum, bahçem var. Gerçekten
yapılacak pek çok uğraş buluyorum. bahçemle uğraşıyorum. doğayı
çok seviyorum. Yemek yapıyorum. Bazen evde yemek yeriz birlikte.
sinemaya gideriz. Emin çok fazla çalışıyor. Her zaman çalışır.
Evdeyken sıradan şeyler yaparız. Emin çok fazla seyahat eder.
Çok yer geziyor ve o yüzden yorgun oluyor. Emin'in oğlu Kaliforniya'da
yaşıyor. Kızı da gelecek. Bazen sıradan bir aile gibi yaşarken
bazen de çok süslü püslü giyinip premierlere gidip Hollywood
oyununu oynuyoruz. Fakat herşey yine de yolunda. Kalifornia
güzel, havası güneşli ve doğa tutkunu iseniz harika bir yer.
Uzun süredir orada yaşıyorum. Ve bir sorun yaşamadım. Hollywood
medya dünyasıdır. Fakat gerçekte insanlar böyle yaşamıyor.
Hayatın gerçek sorunlarıyla birebirler. Faturalarını ödüyorlar,
bulaşıklarını yıkıyorlar. Tüm bunları yapıyorlar. Doğrusu
bence Hollywood çok da göz kamaştırıcı bir yer değil. yaratılan
imaj çok büyüleyici ama aynı zamanda çok da trajik bir kasaba.
Çünkü pek çok insan pek çok bedel ödeyip oraya geliyor ve
başarısız oluyor. bazı gözü açık insanlar bu insanları kullanıyorlar.
Gençler için çok tehlikeli bir yer. Belli bir görüşü, amacı,
ailesi olmayan gençler için çok tehlikeli çünkü pek çok tuzak
var. Belki bu tür problemler İstanbul'da da yaşanıyordur bilmiyorum.
Ama Holywood'taki kadar olduğunu sanmıyorum.
Emin Bey'in çocuklarıyla aranız nasıl?
Müthiş tatlı çocuklar. Babalarını çok seviyorlar. Babaları
çok iyi bakıyor. Tabii ben de. Emin'in annesi ve kardeşleriyle
tanıştım. İlk kez 1996'da geldim İstanbul'a. Ailesiyle çok
iyi anlaştım.
En son hangi filmde oynadınız?
Son ikibuçuk yılda 13 filmde oynadım. En son oynadığım film
'Sleepy Time Gal' özgün bir filmdi. Sundance Film Festivali'nde
gösterildi. Fantastik bir rolüm vardı. Çok heyecanlandım.
Hayatımda yaşadığım en iyi tecrübelerden biriydi. Her zaman
doğru projelerde oynamayabilirsiniz. Fakat bence genç prodüktörlerle
çalışmak daha iyi. Her zaman daha yaşlı, çok iyi film yapımcılarıyla
çalışmıştım. John Huston, George Cooker gibi. Fakat şu aralar
genç isimlerle çalışıyorum ve çok memnunum.
'The Deep' filmindeki rolüyle bir aralar 'Wet Tshirt'
modası başlatmıştınız Hollywood'ta? bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Bu filmler beni ifade etmiyordu. Bu imaj ben değildim ama
oldu.
Filmleriniz arasında en sevdiğiniz hangisi?
Pek çok film var. Tercih yapmam zor. 'Anna Karenina', 'Rich
and Famous' aynı zamanda co-prodüktör olarak da yer aldığım
bir filmdi. John Huston'un filmi 'Under The Volcanio', son
filmim 'Sleppy Time Gal', 'Day for Night' sevdiğim filmlerimden
bazıları.
Bazen filmi değil de oynadığım karakteri, rolü daha çok beğeniyorum.
bazen de hikayeyi rolümden daha çok beğeniyorum. Her zaman
beni motive eden bir şeyler oluyor. Her zaman içtenlikle rolümü
yapmışımdır.
Yeni aktör, aktris ve yönetmenlerden beğendikleriniz kimler?
Pek çok yeni iyi isim var. Edward Norton, Johnny Deep, Gwyneth
Paltrow, Kate Blanchet gibi pek çok iyi isim var. (Emin Boztepe'yi
de bu isimlerin arasında sayarak gülüyor). Yeni filmimde çalıştığım
genç aktör Nick Stahl... 'Sleppy Time Gal' filminde oğlumu
oynadı. Çok akıllı bir çocuk. Pek çok akıllı genç isim var.
Sorun onlar için doğru projeyi bulmak.
Teşekkür ederim.
Biz de teşekkür ederiz.